BİR İMZADAN ÇOK DAHA FAZLASI: EVLİLİK - Kamil BAKİ


Evlilik, çoğu zaman bir düğün günüyle hatırlanır. Güzel kıyafetler, alkışlar, tebessümler, fotoğraflar, umut dolu bakışlar…

Oysa evlilik, düğünün bittiği gün başlar.

Çünkü evlilik; iki insanın aynı çatı altında yaşaması değil, iki farklı hayatın ortak bir geleceğe yürümeyi öğrenmesidir.


İnsan, araba kullanmayı öğrenmeden direksiyon başına geçmez. Bir meslek edinmeden önce yıllarca eğitim alır. Anne baba olmak için bile sayısız kitap yazılır, seminerler düzenlenir. Fakat hayatın en önemli kararlarından biri olan evlilik konusunda çoğu zaman yalnızca sevginin yeterli olacağı düşünülür.

Oysa sevgi, evliliğin başlangıcıdır; devamını sağlayan ise bilgi, sabır, anlayış ve emektir.

 

Evlilik bir yarış değildir. Bir tarafın kazanıp diğer tarafın kaybettiği bir mücadele hiç değildir. Aksine, ya birlikte kazanılan ya da birlikte kaybedilen uzun bir yolculuktur.


İşte bu yüzden evlilik kararı, insanın hayatında vereceği en önemli kararlardan biridir. Bu karar yalnızca “Evet.” demek değildir. Asıl soru şudur:

“Ben, bu insanla birlikte hayatın bütün mevsimlerini yaşayabilir miyim?”

 Çünkü hayat yalnızca bahardan ibaret değildir.

Bazen yazın sıcaklığı yaşanır.

Bazen sonbaharın hüzünleri…

Bazen de kışın sert rüzgârları…

İşte gerçek evlilik, güneşli günlerde değil; fırtınalı günlerde belli olur.

 

Evlilikte zaman zaman fikir ayrılıkları yaşanır. Beklentiler değişir. Yorulmalar olur. Sessizlikler uzar. Kırgınlıklar birikir. 

Bunların hiçbiri tek başına evliliğin bittiğini göstermez. Çünkü iniş çıkış yaşamayan bir evlilik neredeyse yoktur.

Önemli olan, sorun yaşamamak değildir.

Önemli olan, sorunları birbirine zarar vermeden çözebilmektir.

Bunun yolu ise saygıyı yitirmemekten geçer.

 

Sevgi zaman zaman azalabilir, yorulabilir, hatta sessizleşebilir. Ama saygı kaybolduğu anda evlilik de yavaş yavaş yıpranmaya başlar.

Çünkü saygı, sevginin nefesidir.

 

İnsan sevdiği kişiye kırılabilir; fakat saygı duyduğu kişiyi aşağılamaz.

İnsan sevdiği kişiyle tartışabilir; fakat saygı duyduğu kişiyi küçültmez.

İnsan sevdiği kişiye kızabilir; fakat saygı duyduğu kişiyi incitmek istemez.

Bu nedenle sağlıklı bir evliliğin temelinde yalnızca sevgi değil; sevgiyle birlikte saygı, güven, dürüstlük ve sorumluluk da vardır.

 

Eşlere düşen sorumluluklar yalnızca ekonomik ihtiyaçları karşılamak ya da ev işlerini paylaşmak değildir.

Birbirini dinlemek…

Anlamaya çalışmak…

Affedebilmeyi öğrenmek…

Birbirinin ailesine saygı göstermek…

Birlikte karar alabilmek…

Zor günlerde omuz olabilmek…

Mutlu günlerde sevinci paylaşabilmek…

Ve her şeye rağmen “biz” olabilmeyi başarabilmektir.

 

Ne yazık ki toplum olarak evlilik hazırlığına büyük önem veririz; fakat evliliğe hazırlığa aynı önemi vermeyiz.

Düğün salonu seçilir.

Mobilyalar beğenilir.

Ev hazırlanır.

Ama birlikte yaşamanın kuralları, iletişim dili, öfke kontrolü, çatışma çözme yöntemleri, ekonomik planlama ve çocuk yetiştirme gibi konular çoğu zaman konuşulmaz.

Oysa bunların her biri evliliğin geleceğini belirleyen temel taşlardır.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Neden evlilik için de bir eğitim sistemi olmasın?

Neden evlilik kararı vermeyi düşünen gençler, birkaç saatlik formaliteler yerine kapsamlı bir “Evlilik Okulu”ndan geçmesin?

Neden yeni evlenecek çiftlere iletişim, psikoloji, aile hukuku, ekonomik planlama ve çocuk gelişimi gibi konularda eğitim verilmesin?

Üstelik bu eğitim yalnızca evlenmeden önce değil, evlilik boyunca da devam etmeli kuşkusuz.

Çünkü insan değişir.

Hayat değişir.

İhtiyaçlar değişir.

Evlilik de bu değişimlere uyum sağlamayı öğrenmek zorundadır.

 

Bunun için yalnızca eğitim değil, ulaşılabilir destek mekanizmaları da gerekir.

Tıpkı sağlık danışma hatları gibi, evlilik konusunda uzman psikologların, aile danışmanlarının ve hukukçuların görev yaptığı ücretsiz danışma hatları kurulabilir.

İnsanlar sorunları büyüyüp ayrılık noktasına gelmeden önce destek alabilmeli.


Birçok evlilik, doğru zamanda söylenen doğru bir cümle sayesinde yeniden nefes alabilir ve yeniden canlanabilir.

Çünkü bazen insanlar boşanmak istemez.

Sadece nasıl konuşacaklarını bilemezler.

Nasıl dinleyeceklerini…

Nasıl özür dileyeceklerini…

Nasıl affedeceklerini…

Nasıl yeniden başlayacaklarını…

 

Belki de toplum olarak evliliklere düğün günü kadar, düğünden sonraki yıllarda da değer vermek zorundayız.

Mutlu aileler tesadüfen oluşmuyor.

Emekle kuruluyor.

Sabırla büyüyor.

Saygıyla korunuyor.

Sevgiyle yaşatılıyor.

 

Evlilik, iki insanın birbirini değiştirme çabası değildir kesinlikle.

Tam tersi birbirinin gelişmesine katkı sunma yolculuğudur aslında.

 

Ve belki de en güzel evlilik; her sabah yeniden keşfedilen, her akşam yeniden emek verilen evliliktir.

Çünkü evlilik, bir ömür aynı evde yaşamak değil; bir ömür aynı yürekte yer bulabilmektir.

Kamil BAKİ

Eğitimci-Yazar

 


Hiç yorum yok: