Evlilik, çoğu zaman bir düğün
günüyle hatırlanır. Güzel kıyafetler, alkışlar, tebessümler, fotoğraflar, umut
dolu bakışlar…
Oysa evlilik, düğünün bittiği gün
başlar.
Çünkü evlilik; iki insanın aynı
çatı altında yaşaması değil, iki farklı hayatın ortak bir geleceğe yürümeyi
öğrenmesidir.
İnsan, araba kullanmayı
öğrenmeden direksiyon başına geçmez. Bir meslek edinmeden önce yıllarca eğitim
alır. Anne baba olmak için bile sayısız kitap yazılır, seminerler düzenlenir.
Fakat hayatın en önemli kararlarından biri olan evlilik konusunda çoğu zaman
yalnızca sevginin yeterli olacağı düşünülür.
Oysa sevgi, evliliğin
başlangıcıdır; devamını sağlayan ise bilgi, sabır, anlayış ve emektir.
Evlilik bir yarış değildir. Bir
tarafın kazanıp diğer tarafın kaybettiği bir mücadele hiç değildir. Aksine, ya
birlikte kazanılan ya da birlikte kaybedilen uzun bir yolculuktur.
İşte bu yüzden evlilik kararı,
insanın hayatında vereceği en önemli kararlardan biridir. Bu karar yalnızca
“Evet.” demek değildir. Asıl soru şudur:
“Ben, bu insanla birlikte hayatın
bütün mevsimlerini yaşayabilir miyim?”
Bazen yazın sıcaklığı yaşanır.
Bazen sonbaharın hüzünleri…
Bazen de kışın sert rüzgârları…
İşte gerçek evlilik, güneşli
günlerde değil; fırtınalı günlerde belli olur.
Evlilikte zaman zaman fikir
ayrılıkları yaşanır. Beklentiler değişir. Yorulmalar olur. Sessizlikler uzar.
Kırgınlıklar birikir.
Bunların hiçbiri tek başına
evliliğin bittiğini göstermez. Çünkü iniş çıkış yaşamayan bir evlilik neredeyse
yoktur.
Önemli olan, sorun yaşamamak
değildir.
Önemli olan, sorunları birbirine
zarar vermeden çözebilmektir.
Bunun yolu ise saygıyı
yitirmemekten geçer.
Sevgi zaman zaman azalabilir,
yorulabilir, hatta sessizleşebilir. Ama saygı kaybolduğu anda evlilik de yavaş
yavaş yıpranmaya başlar.
Çünkü saygı, sevginin nefesidir.
İnsan sevdiği kişiye kırılabilir;
fakat saygı duyduğu kişiyi aşağılamaz.
İnsan sevdiği kişiyle
tartışabilir; fakat saygı duyduğu kişiyi küçültmez.
İnsan sevdiği kişiye kızabilir; fakat
saygı duyduğu kişiyi incitmek istemez.
Bu nedenle sağlıklı bir evliliğin
temelinde yalnızca sevgi değil; sevgiyle birlikte saygı, güven, dürüstlük ve
sorumluluk da vardır.
Eşlere düşen sorumluluklar
yalnızca ekonomik ihtiyaçları karşılamak ya da ev işlerini paylaşmak değildir.
Birbirini dinlemek…
Anlamaya çalışmak…
Affedebilmeyi öğrenmek…
Birbirinin ailesine saygı
göstermek…
Birlikte karar alabilmek…
Zor günlerde omuz olabilmek…
Mutlu günlerde sevinci
paylaşabilmek…
Ve her şeye rağmen “biz” olabilmeyi
başarabilmektir.
Ne yazık ki toplum olarak evlilik
hazırlığına büyük önem veririz; fakat evliliğe hazırlığa aynı önemi vermeyiz.
Düğün salonu seçilir.
Mobilyalar beğenilir.
Ev hazırlanır.
Ama birlikte yaşamanın kuralları,
iletişim dili, öfke kontrolü, çatışma çözme yöntemleri, ekonomik planlama ve
çocuk yetiştirme gibi konular çoğu zaman konuşulmaz.
Oysa bunların her biri evliliğin
geleceğini belirleyen temel taşlardır.
Belki de artık şu soruyu sormanın
zamanı gelmiştir:
Neden evlilik için de bir eğitim
sistemi olmasın?
Neden evlilik kararı vermeyi
düşünen gençler, birkaç saatlik formaliteler yerine kapsamlı bir “Evlilik
Okulu”ndan geçmesin?
Neden yeni evlenecek çiftlere
iletişim, psikoloji, aile hukuku, ekonomik planlama ve çocuk gelişimi gibi
konularda eğitim verilmesin?
Üstelik bu eğitim yalnızca
evlenmeden önce değil, evlilik boyunca da devam etmeli kuşkusuz.
Çünkü insan değişir.
Hayat değişir.
İhtiyaçlar değişir.
Evlilik de bu değişimlere uyum
sağlamayı öğrenmek zorundadır.
Bunun için yalnızca eğitim değil,
ulaşılabilir destek mekanizmaları da gerekir.
Tıpkı sağlık danışma hatları
gibi, evlilik konusunda uzman psikologların, aile danışmanlarının ve
hukukçuların görev yaptığı ücretsiz danışma hatları kurulabilir.
İnsanlar sorunları büyüyüp
ayrılık noktasına gelmeden önce destek alabilmeli.
Birçok evlilik, doğru zamanda
söylenen doğru bir cümle sayesinde yeniden nefes alabilir ve yeniden canlanabilir.
Çünkü bazen insanlar boşanmak
istemez.
Sadece nasıl konuşacaklarını
bilemezler.
Nasıl dinleyeceklerini…
Nasıl özür dileyeceklerini…
Nasıl affedeceklerini…
Nasıl yeniden başlayacaklarını…
Belki de toplum olarak
evliliklere düğün günü kadar, düğünden sonraki yıllarda da değer vermek zorundayız.
Mutlu aileler tesadüfen oluşmuyor.
Emekle kuruluyor.
Sabırla büyüyor.
Saygıyla korunuyor.
Sevgiyle yaşatılıyor.
Evlilik, iki insanın birbirini
değiştirme çabası değildir kesinlikle.
Tam tersi birbirinin gelişmesine katkı
sunma yolculuğudur aslında.
Ve belki de en güzel evlilik; her
sabah yeniden keşfedilen, her akşam yeniden emek verilen evliliktir.
Çünkü evlilik, bir ömür aynı evde
yaşamak değil; bir ömür aynı yürekte yer bulabilmektir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder